Meclis'te 50 bin soru, binlerce cevapsız Önerge: Denetim yetkisi tartışılıyor
Milletvekillerinin yürütmeye yönelttiği yazılı soru önergeleri 50 bin sınırını aşarken, süresi dolduğu hâlde cevaplanmayan sorular parlamenter denetimin etkinliğini gündeme taşıdı. Yen…

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama faaliyetlerinin yanı sıra en önemli anayasal görevlerinden biri olan yürütmenin denetlenmesi, 28. Dönemde verilen yazılı soru önergeleri üzerinden yeniden tartışılıyor.
Meclis Haber Ajansının (MEHA) parlamento kayıtları ve milletvekillerinin faaliyetlerini esas alarak yaptığı araştırma, milletvekillerinin kamu harcamalarından sağlık hizmetlerine, eğitimden tarıma, ekonomiden yerel yönetimlere kadar birçok konuda yürütmeden bilgi Talep ettiğini ortaya Koyuyor.
Ancak soru önergelerinin sayısındaki artışa rağmen cevaplandırma sürelerinde yaşanan gecikmeler, Meclisin denetim yetkisinin uygulamadaki etkinliği açısından önemli bir sorun oluşturuyor.
Denetim tablosunda dikkat çeken rakamlar
MEHA'nın 28. Döneme ilişkin açık Parlamento kayıtlarını karşılaştırdığı araştırmada, yaklaşık 50 Çöp kutusu yazılı soru önergesinin kayıt altına alındığı görülüyor.
İncelenen veri derlemesinde süresi dolmuş 47 bin 645 önergeden 6 Çöp kutusu 917'sinin zamanında, 28 Çöp kutusu 279'unun yasal sürenin ardından cevaplandığı, 12 Çöp kutusu 449'unun ise cevapsız olarak kaydedildiği belirtiliyor.
Cevap süresi dolmuş yazılı soru önergelerinin durumu
Zamanında cevaplanan
%14,5
Süresinden sonra cevaplanan
%59,4
Cevapsız kalan
%26,1
MEHA hesaplaması. Kapsam: 28. Dönem açık Parlamento veri Derlemesinde cevap süresi dolmuş olarak sınıflandırılan 47.645 önerge. Bu Rakamlar TBMM'nin resmî faaliyet raporuyla aynı kapsamda değildir.
Veriler, cevap süresi dolan her dört önergeden yaklaşık birinin cevapsız kaldığını gösteriyor. Zamanında cevaplandırılan önerge Oranının düşük olması ise milletvekillerinin yürütmeden bilgi edinme sürecindeki gecikmeleri ortaya Koyuyor.
Selçuk Özdağ'ın Meclis faaliyetleri
Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ'ın Eylül 2026'da kamuoyuna açıklanan 28. Dönem Yasama Faaliyetleri Raporu da parlamenter denetim açısından dikkat Çekici veriler içeriyor.
Haziran 2023 ile Ağustos 2026 arasındaki dönemi kapsayan rapora göre Özdağ, 528 yazılı soru önergesi, 118 Meclis araştırması önergesi, 37 kanun teklifi ve 31 genel görüşme önergesi sundu.
Aynı dönemde TBMM Genel Kurulunda 401 konuşma gerçekleştiren Özdağ, 105 basın açıklaması yaptı.
Bu Rakamlar, Özdağ'ın yasama ve denetim çalışmalarının farklı araçlar üzerinden sürdüğünü gösteriyor.
Özdağ: Bakanlar hesap vermek zorunda
Selçuk Özdağ, TBMM Genel Kurulunda yaptığı ve resmî tutanaklara geçen konuşmasında yazılı soru önergelerinin cevaplandırılmamasını eleştirdi.
Anayasa'nın 98'inci maddesini hatırlatan Özdağ, bakanların milletvekillerinin sorularını cevaplandırmasının anayasal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Özdağ, konuşmasında şu çağrıyı yaptı:
"Lütfen, soru önergemize makul, akli ve de mantıklı cevaplar verin."
Bakanlıkların soruları yanıtsız bırakması Hâlinde kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdüreceğini belirten Özdağ, gerektiğinde ilgili bakanlıkların önünde basın toplantıları düzenleyeceğini söyledi.
Sağlık Bakanlığına yönelttiği 20 soruyu gündeme taşıdı
Özdağ'ın parlamenter denetim konusundaki eleştirilerinden biri de sağlık alanına ilişkin Oldu.
TBMM Genel Kurulundaki bir başka konuşmasında kamu-özel iş birliği projelerinin denetlenmesi gerektiğini savunan Özdağ, dönemin Sağlık Bakanına yönelttiği 20 yazılı soru önergesine cevap alamadığını ileri sürdü.
Özdağ, kamu kaynaklarının kullanıldığı projelerde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin sağlanması Bunu belirterek yürütmenin Meclisin denetiminden kaçınmaması Bunu savundu.
Yazılı soru önergelerinde öne çıkan milletvekilleri
MEHA'nın 28. Dönem kayıtlarına ilişkin taramasında, yazılı soru önergesi sayılarıyla öne çıkan milletvekilleri arasında Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ve Denizli Milletvekili Yasin Öztürk bulunuyor.
Bu milletvekillerinin önergeleri; insan hakları, kamu hizmetleri, ekonomi, eğitim, sağlık, yerel sorunlar ve kamu yönetiminin uygulamaları gibi geniş bir konu yelpazesini kapsıyor.
TBMM'nin resmî kayıtlarında da Gergerlioğlu'nun Millî Eğitim Bakanlığına yönelttiği, seçmeli dil derslerine ilişkin bir önergenin süresinden sonra cevaplandırıldığı görülüyor. Tanrıkulu'nun Kanal İstanbul güzergâhındaki taşınmaz alımlarına ilişkin sorusu da Meclis tutanaklarında Yer alıyor.
Milletvekillerinin güncel önerge sayılarının tamamı aynı kesit tarihinde TBMM'nin resmî sorgu sistemi üzerinden bağımsız olarak kesinleştirilemediğinden, bu araştırmada doğrulanmamış sayısal sıralam
Soru önergesinin cevapsız kalması ne anlama geliyor?
Anayasa'nın 98'inci maddesi, milletvekillerinin Cumhurbaşkanı yardımcılarına ve bakanlara yazılı soru yöneltebilmesini düzenliyor. Soruların en geç 15 gün içinde cevaplandırılması gerekiyor.
Bu denetim aracı, milletvekillerinin yürütmenin kararlarını, harcamalarını ve uygulamalarını sorgulamasına imkân tanıyor.
Örneğin bir milletvekili, kamu ihalesinin maliyetini, bir hastanenin personel ihtiyacını veya çiftçilere yapılan destek ödemelerini yazılı soru önergesiyle gündeme getirebiliyor.
Bakanlığın verdiği cevap, yalnızca milletvekiline yönelik bir açıklama niteliği taşımıyor. Aynı zamanda kamuoyunun devletin faaliyetleri hakkında bilgi edinmesine katkıda bulunuyor.
Ancak soruların gecikmeli cevaplandırılması, özellikle güncel sorunlarda parlamenter denetimin etkisini azaltabiliyor. Verilen cevabın sorulan konuyu karşılamaması da denetimin niteliği açısından ayrı bir sorun oluşturuyor.
Meclisin denetim gücü nasıl artırılabilir?
MEHA'nın araştırmasında ortaya çıkan tablo, soru önergelerinin yalnızca sayısal olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını gösteriyor.
Parlamenter denetimin etkinliği açısından soruların zamanında cevaplandırılması, verilen bilgilerin somut ve denetlenebilir olması, kamu kaynaklarına ilişkin verilerin açıklanması ve milletvekillerinin elde ettikleri cevapları takip edebilmesi önem taşıyor.
Selçuk Özdağ'ın Genel Kurulda dile getirdiği eleştiriler de bu tartışmanın siyasi boyutunu oluşturuyor.
Yürütmenin Meclise karşı hesap verebilirliği, demokratik denetimin temel unsurlarından biri olarak önemini koruyor.
Sonuç olarak MEHA'nın araştırması, 28. Dönemde milletvekillerinin yazılı soru mekanizmasını yoğun biçimde kullandığını, ancak cevaplandırma süreleri ve cevapların yeterliliği konusunda çözüm bekleyen sorunların bulunduğunu ortaya koyuyor.



