Erdoğan’dan yeni yasama yılı mesajı: Siyasette uzlaşma ve sivil anayasa çağrısı
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim 2026’da Genel Kurul kürsüsünden yaptığı konuşmayla başladı. Erdoğan, yeni döneme…
Güncelleme:
Editör kontrollü AI desteği

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim 2026’da Genel Kurul kürsüsünden yaptığı konuşmayla başladı. Erdoğan, yeni döneme ilişkin mesajlarının merkezine siyasette kutuplaşmanın azaltılmasını, partiler arasında millî meselelerde ortak zemin kurulmasını, “Terörsüz Türkiye” sürecini ve yeni, sivil bir anayasa hedefini yerleştirdi.
Konuşmasının ilk bölümünde Türkiye’de yalnızca iktidar karşıtlığı üzerinden kurulan cepheleşme anlayışının siyasal ömrünü tamamladığını savunan Erdoğan, siyasetin hizmet ve icraat yarışından çıkarılarak tarafların birbirini yıpratmaya çalıştığı bir mücadeleye dönüştürülmesini eleştirdi. Küresel ve bölgesel gelişmelerin, siyasi aktörleri yeni bir çalışma biçimine yönelttiğini belirten Cumhurbaşkanı, önümüzdeki dönemde uzlaşma kanallarının güçlendirilmesi gerektiği mesajını verdi.
Erdoğan, Türkiye’nin önünde iki siyasi yaklaşım bulunduğunu söyledi: Kutuplaşmayı merkeze alan eski yöntemin sürdürülmesi ya da asgari müştereklerde buluşan ve “mutabakat içinde rekabet” anlayışına dayanan yeni bir siyaset zemininin kurulması. Siyasi partilerin her konuda aynı düşünmesinin beklenemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, farklı görüşleri demokratik hayatın zenginliği olarak tanımladı; buna karşılık bütün partilerin önceliğinin Türkiye olması ve “Türkiye merkezli siyaset” yürütmesi gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı, millî menfaatleri doğrudan ilgilendiren başlıklarda siyaset kurumunun ortak tutum geliştirebilmesinin önemine işaret etti. Bu yaklaşımı “iç cephenin tahkim edilmesi” ve “Büyük Türkiye Mutabakatı” kavramlarıyla anlatan Erdoğan, siyasi rekabetin devam ederken çatışma dilinin yerini karşılıklı saygı, hoşgörü ve müzakereye bırakması gerektiğini söyledi.
Konuşmanın önemli bölümlerinden biri “Terörsüz Türkiye” başlığına ayrıldı. Erdoğan, 42 yıldır devam eden terörle mücadelenin genç insanların hayatını kaybetmesine ve Türkiye’nin çok büyük maddi kaynaklardan mahrum kalmasına yol açtığını belirtti. Terör eksenli tartışmaların ekonomi, toplumsal huzur, güvenlik ve dış politika üzerinde baskı oluşturduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı, sürecin yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, ülkenin enerjisinin ve demokratik kapasitesinin korunması açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Erdoğan, terör saldırılarının sona erdiğini ve terör örgütünün kendisini feshetme ile silah bırakma kararı açıkladığını söyledi. Sürecin hukuki çerçevesine ilişkin düzenlemenin TBMM’de 467 kabul oyuyla geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı, bu geniş desteği Meclis’te oluşan tarihî bir mutabakat olarak nitelendirdi. Bölgedeki çatışma ve gerilim ortamına da değinen Erdoğan, Türkiye’de yürütülen sürecin ülkenin caydırıcılığını ve bölgesel ağırlığını artırdığı görüşünü paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürece verdiği destek nedeniyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ve DEM Parti Grubuna teşekkür etti. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonundaki çalışmalar ile çerçeve yasanın kabulü sırasında yapıcı tutum aldığını belirttiği diğer siyasi parti gruplarının katkılarını da anan Erdoğan, Meclis’te kurulan desteğin izleme döneminde sürmesini beklediğini ifade etti.
Çerçeve yasada öngörülen bir izleme süreci bulunduğunu belirten Erdoğan, gerekli aşamalar tamamlandıkça ilgili kurumların kendi görev alanlarında adım atacağını söyledi. Sürecin şeffaf, kurumsal ve Meclis merkezli biçimde ilerlemesi gerektiğine ilişkin mesaj veren Cumhurbaşkanı, sorunların karşılıklı saygı içinde tartışılabildiği bir ortamın siyasi sistemin çözüm üretme kapasitesini güçlendireceğini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasının sonunda terörün ve çatışmanın gerilediği bir siyasi iklimin anayasa tartışmaları açısından da yeni bir zemin oluşturacağını savundu. Türkiye’nin demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa hazırlama şartlarının daha da olgunlaşacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı, böylece yeni yasama yılının siyasi çerçevesini uzlaşma, Meclis iradesi, sürecin kurumsal takibi ve anayasa gündemi üzerinden çizdi.

